ÜMMET EROĞLU RÖPORTAJI

ÜMMET EROĞLU RÖPORTAJI

Eroğlu Holding’in tekstil üretim alanında faaliyet gösteren amiral gemisi Eroğlu Giyim Sanayi Ticaret A.Ş. dünyaca ünlü markalarla uzun yıllara dayanan iş birliğini, çalışanlarına, üretime ve çevreye yatırım yaparak sürekli güçlendiren bir kurum. Sektöründe az rastlanan sürekli ve istikrarlı bir büyüme gösteren Eroğlu Giyim’in tarihçesi, değerleri ve gelecekle ilgili hedeflerini, Eroğlu Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Eroğlu Giyim İcra Kurulu Başkanı Ümmet Eroğlu’ndan dinledik.

Sayın Eroğlu, Eroğlu Giyim’in tarihçesini sizden dinleyebilir miyiz?

Eroğlu Giyim’in tarihi, 1983’teki kuruluşu ile başlıyor. Beş kardeşin bir arada çalıştığı, fason üretim yapan bir atölyeden bugünlere kadar uzanan bir başarı hikayesi var. 1998’den sonrasında ise daha farklı bir gelişim sürecine girdik. 1998 yılında kurumsallaşma kararımızın ardından, hepimiz farklı şirketlerin yönetiminden sorumlu olacak şekilde bir görev dağılımına karar verdik. Ben de Eroğlu Giyim’in başına geçtim. O dönem üretimimiz 1993’de kurduğumuz Avcılar’daki 14.000 metrekarelik alanda gerçekleşiyordu. Bugüne göre daha basit üretimler yapıyorduk, ağır yıkamalar yoktu. Kapasitemizin yetmediği yerde fason atölyelerden de faydalandığımız için günlük üretim kapasitemiz 15-20.000 adete kadar çıkabiliyordu.

İlk kriz ilk büyüme

1998 yılında tekstil sektöründe önemli bir kriz yaşanıyordu. Bu krizi nasıl aşarız diye araştırma yaparken, kumaş işi yapan bir arkadaşımızla işbirliği yapma fırsatı doğdu. Karşımızda dünyanın en büyük iki markası GAP ve Calvin Klein vardı. Referans değeri yüksek bu markalar için üretim yapma fırsatı, önemli ve büyük bir adımdı bizim için. Çok iyi hazırlanmak ve çok başarılı olmak zorundaydık. Yönetici arkadaşlarla toplandık, tüm
çerçevesiyle durumu değerlendirdik ve neler yapacağımıza karar verdik. Markalı üretim ve ihracata yönelik aldığımız bu karar, Eroğlu Giyim’in tarihinde bir dönüm noktası oldu.

GAP ve Calvin Klein ardından Tommy Hilfiger, Next ve Esprit

İlk ihracatımıza çok iyi hazırlanmıştık, sonuçlar da çok başarılı oldu. Sipariş miktarları arttı, ürün nitelikleri yükseldi. GAP ve Calvin Klein için yapılan nitelikli ürünleri gören diğer dünya markaları da Eroğlu Giyim’le çalışma kararı almaya başladılar. Tommy Hilfiger ile çalışmaya başladık, ardından Next ve Esprit de marka portföyümüze katıldı. Bugün bu markaların hepsiyle ilişkilerimiz devam ediyor, hala üretim yapıyoruz. Çalışanları ile bir aile gibi olduk. Aramızda güvene dayalı bir iletişim ve sağlam bir iş ilişkisi oluştu. Müşterilerimizin ve siparişlerimizin artmasıyla birlikte, üretim kapasitemizin artırılmazı bir zorunluluk haline geldi. Bugün merkez ofis olarak kullandığımız 35.000 metrekarelik binanın yapımına da aynı yıl başladık.

Tekstil, maliyet odaklı bir sektör olarak tanınır, müşteri sadakatinin olmadığı söylenir. Siz müşterilerinizle kurduğunuz uzun soluklu iş birliğini neye borçlusunuz?

Dünya markaları, üretimde herşeyden önce kaliteye dikkat eder. Gayet yüksek standartlarda belirlenmiş kalite kriterleri vardır ve sadece son ürün için değil, üretim şekli, çalışma standartları ve çevresel etkiler için de geçerlidir. Temizlik, düzen, arıtma tesisleri, çevreci yaklaşım, yangın emniyet tedbirleri gibi birçok sosyal uygunluk kriterini gözetirler ve bu anlamda çok seçicidirler. 35.000 metrekarelik üretim alanında 3 yıl üretim yaptık biz örneğin. Daha sonra hem Eroğlu Giyim’in büyüyen müşteri portföyüne yetişemeyeceğini, hem de müşterilerimizin beklediği kalite standartlarını sağlayamayacağını görerek, fabrikamızı Çorlu’ya taşıma kararı aldık. Denim denince akla gelen ilk iş yıkamadır. Şehrin bu kadar içinde bir binada denim yıkama yapmak, çevresel etkileri dolayısıyla mümkün değil. Çorlu’da başlangıçta 10.000 metrekarelik bir bina kiraladık, 2 yıl sonra da bir tekstil işletmesi için tasarlanan, denim üretimine uygun 45.000 metrekarelik bir yeri satın aldık. Bugün ikibine yakın çalışanı olan Çorlu fabrikamız, günlük 20,000 adetlerde en ağır yıkamaları yapabildiğimiz bir tesis. Üretimden paketlemeye ve arıtmaya kadar en son teknoloji makinelerle donatılmış entegre üretim yapan bir fabrika oldu. Türkiye tek çatı altında bu kapasitede ve teknolojide üretim yapan başka bir tekstil tesisi olduğunu sanmıyorum. Farklı tesislerde parça parça üretim yaparak bu kapasiteyi yakalayan şirketler var, ama Eroğlu Giyim Türkiye’nin en büyük ve en yüksek kapasiteli entegre tekstil üretim tesisine sahip bir kurum. “Kalite standartlarını ve çevresel gereklilikleri sağlayarak kaliteli üretim yapıyorsanız, müşterilerinizle uzun soluklu iş birliğinin ilk adımlarını atmışsınız demektir. ”Teknoloji tarafında dünyada en yeni ve güncel ne varsa kullanıyoruz. Türkiye’ye yeni bir teknoloji getiren önce bizim kapımızı çalar.

Bilir ki biz alırız, biz alınca da hekes ilgilenir. Makina üreticilerinin en büyük referansı biziz, dolayısıyla her teknolojik gelişmeden önce biz haberdar oluyoruz. Yine de bir adım daha öndeyiz çünkü ar-ge bölümümüzdeki arkadaşlarımızın geliştirdiği, bize özel, üretimin gerektirdiği özellikleri mümkün kılan farklı aparatlar, ürüne özel verimli çalışma sağlayıcı ve kaliteyi artırıcı ekleri olan makinelerimiz var. Tabii ki müşteri bağlılığını sağlamak için yapılması gerekenler bu kadarla bitmiyor. Biz üretim yapıyoruz, müşterilerimiz de tüketiciye sunuyor. Biz müşterilerimizin isteklerini yerine getirmek için çabalıyoruz, onlar da tüketicinin tercihlerine göre hızlı ve talep gören ürünler sunmak için çalışıyorlar. Modaya hizmet eden bir sektör olarak çok hızlı, dinamik ve güncel olmak zorundayız. Hiçbir ürünü yanlış, eksik veya geç gönderme şansımız yok, çünkü düzeltmeye zaman yok. Hataların maliyeti, müşteri kazanmanın hatta üretim yapmanın bile üzerine çıkabiliyor. Hata olasılığı yüksek ama hata affetmeyen bir iş yapıyoruz. Dolayısıyla müşterilerimiz gözünde bizi vazgeçilmez kılan değerlerimizden biri de doğru ürünü tam zamanında ve eksiksiz teslim etmemiz. Bu noktada işin içine çalışan faktörü giriyor. İşini bilen, severek yapan, kurumuna bağlı, deneyimli ve yetenekli çalışanın çok önemli olduğu bir iş yapıyoruz. Çalışanlarımızın ve yöneticilerimizin işine odaklanmasının ve başarı için kenetlenmesinin Eroğlu Giyim’in bugünkü başarısında çok büyük payı var.

Dünya pazarında varolabilmek için zorunlu olan doğru maliyetle üretim yapma konusunda neler yapıyorsunuz?

Eroğlu Holding’in en temel değerlerinden biri, işimizden kazandığımızı işimize yatırım yaparak değerlendirmek. Bu prensibi Eroğlu Giyim’de de uyguluyoruz. Bugün dünya tekstil sektöründe yer alan her marka ve kuruluşun tanıdığı bir üretici olmamızı da, sürekli yatırım yapma ve işimizi güçlendirme azmimize borçlu olduğumuzu düşünüyorum. Dünya ekonomisindeki değişiklikler veya Türkiye’de dönem dönem yaşanan ekonomik
krizler, bizi yatırım yapmaktan hiçbir zaman alıkoymadı. 1998 yılında kriz varken yatırım yaparak başladık. Çorlu fabrikamızı satın aldığımız dönem olan 2002 yılı, 2001 krizinin etkilerinin tekstil sektöründe en derinden hissedildiği yıldı. 2004 yılında tüm Türkiye’yi sarsan ekonomik sıkıntılar döneminde Aksaray’daki fabrikamızı açtık. 2008 yılında tüm dünyayı etkisi altına alacak ekonomik krizin göstergeleri 2007 yılında yavaş yavaş ortaya çıkmışken Mısır’da yatırım yapmaya karar verdik. Dünya piyasasına uygun doğru fiyatlama yapma konusunda farklı yerlerde farklı yatırımlar yapmanın avantajını yaşadık. Müşterilerimize iki taraflı avantaj sağlama şansı yakalamış oluyoruz. Temel ve ucuza mal edilmesi gereken, aksi takdirde Türkiye’den kaçacak bazı ürünler için alternatif üretim sunmamız mümkün oluyor. Detaylı, iyi işçilik gerektiren yüksek fiyatlı ürünleri Türkiye’den, daha basit ürünleri Mısır’dan temin ediyoruz. Hızlı tepki verilmesini bekleyen ama sipariş miktarı kesinleşemeyen müşterilerimiz var, deneme siparişlerini Türkiye’den sevkediyoruz. Satış miktarları arttıkça fiyat avantajı sağlamak için Mısır’a devrediyoruz. Bu müşteri için bir avantaj, bu avantajı sunabilmek de bizi müşterilerimiz nezdinde vazgeçilmez kılıyor. “Karşısındakini kandırmaya çalışan sadece kendini kandırır. Biz müşterilerimize karşı hep açık ve şeffaf olduk. Doğruları ve gerçekleri paylaştık. Bu sayede müşterilerimiz de hep yanımızda yer aldı, bize yardımcı oldu. “

Aksaray ve Mısır’daki yatırımlara nasıl karar verdiniz?

Aksaray Türkiye’nin tam ortası, bizim kendi memleketimiz. Rahmetli Turgut Özal döneminde ilk il olan ilçedir. Gelişmekte olan bir yer olarak devlet teşvikleri kapsamına alındığında, kendi memleketimize yatırım yaparak görevimizi yerine getirelim istedik. 2004 yılında ilk kurulduğunda, Çorlu fabrikadan gönderdiğimiz bir ekiple tek bantta üretim yapıyorduk. Daha sonra 5 banta kadar çıktık. Şu an 450 çalışanımız var orada. Sadece
konfeksiyon ve dikim yapıyoruz. Ürünler Çorlu fabrikamıza getiriliyor, yıkanıp paketleniyor. 2013 yılı Şubat ayında tamamlanmasını planladığımız bir yatırımımız ise devam ediyor. 15.000 metrekare kapalı alanda varolan konfeksiyon üretimi 7 banta çıkarak devam edecek, kesimi, dikimi, yıkaması ve paketlemesiyle müşteriye doğrudan ürün sevkedebilecek bir fabrika haline gelecek. Bölgede ciddi bir istihdam da sağlamış olacağız.

Aksaray fabrikasının kuruluşunun Eroğlu Giyim’in en önemli kurumsal değerlerinden birinin oluşmasında önemli bir payı vardır. Farklı bir bölgede yeni bir yatırımı sıfırdan ayağa kaldırabilecek yetkinliğe sahip bir ekip oluşturma yönünde önemli bir deneyim kazandık Aksaray sayesinde. Bu da Mısır’da yatırım yapmamızı kolaylaştıran bir etken oldu. Mısır ile ilgilenmeye başlamamız ise 2003 yılına dayanıyor. Orada kurulu bir fabrikaya ortak olan arkadaşımla, onun yerini görmeye gitmiştim. Yatırım fikri hiç yoktu kafamda. O dönemde de bir müşterimizin çok büyük bir siparişi vardı ama Türkiye’deki fiyat artışlarından dolayı biz cevap veremiyorduk, bir çözüm üretmemiz gerekiyordu. Şeffaflık ilkemiz gereği, müşterimize de danışarak, bu fabrikada üretim yaptırmaya başladık. Eroğlu Giyim kalitesini tutturabilmek için de orada çalışacak ve üretimi kontrol edecek bir ekip görevlendirdik. Bu durum 2007’ye kadar devam etti, ancak Mısır’daki üretim kalitesi anlayışı bizim anlayışımıza hiç uymuyordu. Dünyada da global bir krizin sinyalleri kendini göstermeye başlamıştı. Krizde yatırımla büyüme geleneğine bağlı kalarak Mısır’da 20.000 metrekare bir fabrika satın aldık. Sadece konfeksiyonu olan 6 bantlık yeni kurulmuş bir fabrikaydı. Önce dışardan bir ekip gönderdik ama çok başarılı olmadı. Buradaki fabrika müdürü arkadaşımızı, 20 kişiden oluşan çok iyi bir ekiple Mısır’daki fabrikanın yönetimini devralmakla görevlendirdik. Ekibimiz, “Mısır’da ne işiniz var çok zorlanacaksınız” diyenleri haksız çıkardı ve 6 ay içinde üretim kapasitesinin 10.000’den 15.000’e yükselmesini sağladı. Türkiye 2008’de global krizin etkilerine girince, sadece tekstilde değil tüm sektörlerde önemli bir daralma oldu. Türkiye’deki tekstil üretiminde %30’a varan düşüşler yaşandı. Bizim de Türkiye üretimimiz %20’ye yakın düştü ama Mısır fabrikadaki üretimin yükselmesiyle Eroğlu Giyim toplamda büyümeyi başardı. Mısır’da ne kadar doğru bir yatırım yaptığımız ortaya çıkmış oldu. “Çalışanlarımız, Eroğlu Giyim’in farklı bölgelerdeki yatırımlarında, üstün kalite anlayışından ödün vermeden üretim yapılması için en önemli silahımız.”

Sürekli büyüyen bir kurum olarak çalışanlarınızın bu başarıdaki payını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bizim asıl başarımız burada. 1998 yılında yola birlikte çıktığımız arkadaşlarımızın büyük bölümü hala bizimle beraber. Yeni arkadaşlarımızın yetişmesinde de yardımcı oluyorlar.Aksaray’da Mısır’da ekipler kurarak farklı coğrafyalara yayılma başarısı göstermemizin anahtarı da çalışanlarımızın uzun süre, sadakatle ve inançla bizimle birlikte olması.Bu sanıldığı kadar zor değil aslında. Önemli olan tek şey güven. Çalışanlarınızın size güvenebileceklerini bilmeleri lazım. Öyle lafla da olmaz, bunu yaşayarak ya da gözlemleyerek anlamaları çok önemli. İnsanlara güven vermek, bu şirkette bir gelecekleri olduğunu hissettirmek lazım. O zaman patron için değil,kurum için çalıştıklarını farkedebilirler.Eroğlu Giyim’de ekip olarak gerçekten mutluyuz.Şirkette 22 yılını dolduran insanlar var,bizim için sembolleşmiş insanlar. Onların hayat garantisi biziz, buradan emekli olacaklar. Kendisini geliştiren, kurumun gelişmesi için çalışan ve üreten herkesin, maddi manevi arkanızdayız. Eroğlu Giyim büyüdükçe, biz de birlikte büyüyeceğiz.

Eroğlu Giyim’de temel yönetim prensipleriniz nelerdir?

Benim çalışma arkadaşlarıma hatırlattığım birkaç şey vardır. Ne vaadetmişsem onu yaparım, söz verdiğim şekilde uygulamaya koyarım. Kurum içindeki her detayı bilemeyebilirim, bu yüzden ben ne dersem doğrudur diye düşünmeyeceksiniz, kendi doğrularınızı söyleyeceksiniz. Birlikte doğruyu bulmak için çalışmanın önemine inanıyorum ve daima paylaşımcı olmaya çalışırım. En önemli alışkanlıklarımdan biri de ani karar vermemektir. Ani kararlarda hislerinizin etkisinde kalırsınız, bütün çerçevesiyle düşünemezsiniz. Çok önemli konulardaki kararlarımı üzerinde detaylıca düşünebilmek için ertesi güne ertelemeye çalışırım. Karar vermeden önce ekibime danışırım, ağabeyime, kardeşlerime fikir sorarım. Çalışma arkadaşlarım da böyle çalışmaya alışmışlardır. Burası bir kurum, bizler hepimiz bir süre buradayız, sonra yokuz. Her bölümde çalışan herkes, işine sahip çıkmalı. Aidiyet duygusu çok önemli, bunun eksikliğinin yaşandığı kurumlardaki sorunları gözlemleyebiliyorum. Altında çalışanlara ona göre muamele etmeli. Kendi patronmuş gibi davranmalı. O zaman başarı geliyor. Çalışanların, Eroğlu Giyim'de yükselebileceklerini ve yönetici konumuna gelebileceklerini bilmeleri çok önemli. Ama daha da önemlisi, yönetici olabilecek, altından kalkabilecek ve yükselmeyi hak eden insanları tespit edebilmek. Ağabeyimin yıllar önce bana söylediği sözü ben de çalışanlarıma söylüyorum: Şimdi ben şoförüm, sizle muavin koltuğundasınız. Ama kendinizi bir gün şoför olacak şekilde hazırlamalısınız. Yönetici kolay yetişmiyor, kurum içinden yönetici çıkarmak çok zor bir iş. Yönetici seçerken çok dikkatli olmak, insanlara zarar vermemek lazım. Bazen kendisi de farkında olmuyor, kendisine bu görev verilse altından kalkamayacak ve başarısız olacak. Eroğlu Giyim, en altan işe başlayarak çalışanlarını yetiştiren bir kurum, çok yönetici çıkarmıştır. Eğitimler veririz, insan kaynakları planlamalarına önem veririz. Şirket içi aktivitelerle ekibi birbiriyle kaynaştırırız.

İş dışında çalışanların birlikte vakit geçirmelerini sağlayan sosyal aktiviteleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Herşey iş değil. Hayatımızın sosyal boyutu çok önemli. Aynı bölümde çalışan insanlar bile birbirini tanımıyor bazen, çünkü gün içinde sadece iş konuşuyor. Gerçek kişiliğini tanıyabilmesi, ona insan olarak da değer verebilmesi ve yakınlık duyabilmesi için sosyal paylaşım ortamlarının sağlanması gerekiyor. Bu nedenle her sene başında, insan kaynakları bölümümüzle bütçelerimizi yaparken, sosyal aktivitelerimizi planlar, gerekli kaynağı ayırırız. Ben şahsen de bu tür aktivitelere katılmaktan, Eroğlu Giyim ailesinin fertleri ile aynı sosyal ortamda bulunmaktan büyük zevk alıyorum. Ekiple birlikte olmak hoşuma gidiyor. Vazife olarak bir kere yaparsınız, iki kere yaparsınız. Çalışan arkadaşlar da benim orada olmaktan keyif aldığımı biliyorlar. Herkesle tek tek ilgilenmek, merhabalaşmak, iki çift laf etmek sohbet etmek hoşuma gidiyor. İşte berabersek, sosyal hayatta da beraber olmamız gerekir. Birlikte o heyecanı yaşamamız lazım. Sosyal sorumluluk projelerine de aynı bakış açısıyla yaklaşıyoruz. Aksaray'da çok güzel bir tiyatro gösterisi yaptık. Sadece çalışanlarımız değil, benim köyümün ilkokulundaki öğrenciler ve Aksaray'da parasız yatılı burslu olarak okuyan 800 kadar öğrenci hayranlıkla izledi. Bunlar Aksaray'da nadiren olan şeyler. Oyun sonunda kopan alkış, çocukların gözlerindeki ışıltı, değeri hiçbir maddiyatla ölçülemeyecek şekilde mutluluk veriyor insana. İnsanların mutlu olması beni de çok mutlu ediyor. Herkesin sıkıntısını derdini benimle paylaşmasını isterim. Çalışanlarımın mutsuzluğu beni de mutsuz eder.

Son olarak, Eroğlu Giyim’in yakın dönemdeki planları ve hedeflerini sizden dinleyebilir miyiz?

Eroğlu Holding yatırımı seven bir kuruluş. Dünyaya baktığımızda konfeksiyon sektöründe hala ciddi boşluklar olduğunu görüyoruz. Çok iyi bir müşteri portföyümüz, dünyanın neresine gidersek gidelim bize iş verecek sıkı kurulmuş iş bağlantılarımız var. Ekibimizi dünyanın farklı ülkelerinde üretim yapabilecek şekilde yetiştirir ve o vizyonu kazandırabilirsek, çok daha hızla büyümemizin önü açılacaktır. Aksaray'da ve Mısır'da bunu başardık. Şimdi farklı coğrafyalarda, farklı ekiplerle benzer yatırımları yapma konusunda planlar yapıyoruz. Bu konuda üst düzey yönetici arkadaşlarımla ilk toplantılarımızı yaptık, fikir birliği içinde olduğumuzu görmekten büyük memnuniyet duydum. Detayları yakında tüm çalışanlarımızla da paylaşacağız. Eroğlu Giyim bünyeside çalışan herkes için, belki de hayatta birkaç kez karşılaşılabilecek türden için kariyer fırsatları yaratacak bir plan olduğunu söyleyebilirim. Üretim ve yatırım anlamında Eroğlu Giyim'in her zaman yükselen bir çizgide olduğunu zaten biliyoruz. 2012 yılı da çok başarılı geçiyor. Çok daha ileriye baktığımda, hükümetimizin 500 milyar dolar ihracat hedefi koyduğu 2023 yılını düşünmek lazım. Bu hedefin 50 milyar dolarlık bölümü tekstil ihracatı olarak hedefleniyor. Bizim hedefimiz de Eroğlu giyim olarak Türkiye tekstil ihracatının %1'ini gerçekleştirmek ve 500 milyon dolarlık bir ciro yakalamak. Hep birlikte başaracağımıza inanıyorum.

Mısır'da 2011 Ocak'ta başlayan ayaklanma hareketi çok kısa sürdü, olaylar sakinleşti. Ama ayaklanma öncesi çok büyük baskı altında olan Mısır halkı, toplumsal güçleri konusunda temelsiz bir özgüven duygusuna kapıldı. Mısır toplumu, önceleri asker ve polise karşı fazlasıyla korkaktı. Şimdi de birdenbire galeyana gelme, en ufak bir anlaşmazlığı ayaklanmaya dönüştürme eğilimindeler. Hala bir geçiş dönemi yaşanıyor. Devlet otoritesinin eksikliğiyle, yasalarda dayanağı olup olmamasına bakmadan istiyorlar, diretiyorlar ve alıyorlar. Devletin koyduğu ama kontrol edemediği kurallar üzerinden çalışanlarıyla çekişmeye giren firmalar da oldu, ama sonuçta onlar zararlı çıkıyorlar. İnsana değer veren ve insanlarla her zaman iyi ve yumuşak ilişkiler kurmaya çalışan bir organizasyon olarak bu durumdan en az etkilenen şirket olduğumuzu söyleyebilirim. Neticede biz orada misafiriz, otorite boşluğunu Eroğlu Giyim kültürü ile doldurmaya gayret ediyoruz. Sosyal yaklaşımımız orada da devam ediyor. Yemekler, çalışma ortamı, tuvaletler hatta mescidlerdeki hijyen konusundaki standartlarımız Mısır ortalamasının çok çok üzerinde. Türkiye'deki standartları uyguluyoruz ve Türk kültürünü orada yerleştirmek için ciddi olarak çalışıyoruz. Zorlanıyoruz ama eğitimle kontrolle sürekli iyileştirmeye çalışıyoruz. Mısır'lı çalışanlarımız da bunun karşılığını veriyorlar. Olaylar ilk patlak verdiğinde Türk personelimizi çok sıkı bir korumaya aldılar. Türkiye'ye gelecek olanları havaalanında uçağa kadar eşlik ettiler. İnsan her yerde aynı insan. Kendisine değer veren, sahip çıkan destek olan, insan olduğunu hissettiren, karşılıklı konuşabildiği kişiyi ayrı bir yere koyuyor. Bu nedenle Mısır 'da da herkes Eroğlu Giyim'de çalışmak istiyor.

GERİ DÖN
Kollektif - Dijital Ajans